Enerji kimin?
Enerji dönüşümü yalnızca kömürün yerine güneşi, petrolün yerine rüzgârı koymak değildir; enerjinin kimin için, kim tarafından ve hangi bedelle üretildiğidir. Ormanları kesen, yaşam alanlarını gasp eden, yerel halkı karar süreçlerinden dışlayan bir yatırımın adının “yeşil” olması onu adil kılmaz. Fosil yakıtlardan çıkarken aynı sömürü düzenini yenilenebilir enerjiyle sürdürürsek, değiştirdiğimiz yalnızca enerji kaynağı olur. Gerçek bir dönüşüm, doğayı ve müşterekleri koruyan, enerjiyi bir kâr alanı değil kamusal bir hak olarak gören demokratik bir düzen kurmayı gerektiriyor.
Haftanın İklim Zirvesi‘nde, dünyada giderek büyüyen orman yangınlarını, iklim kriziyle derinleşen orman kaybını ve enerji yatırımlarının yarattığı ekolojik tahribatı ele alırken; Onarım Çağı‘nda ise Enerji Demokrasisi İçin Sendikalar (TUED) ağının kurucularından ve koordinatörlerinden Sean Sweeney ile enerji demokrasisini, adil geçişi, enerjinin kamusal bir hak olarak yeniden düşünülmesini ve iklim krizine karşı geliştirilen “Kamusal Yol” yaklaşımını konuştuk.
Web sitesinden…
İklim Kuşağı Konuşuyor‘da, Avrupa’yı etkisi altına alan aşırı sıcaklık ve kuraklığın Tuna Nehri’ndeki tarihi su kaybından nükleer enerji üretimine, nehir taşımacılığından tedarik zincirlerine ve orman yangınlarına uzanan zincirleme etkilerini mercek altına aldık.
Antroposen Sohbetler‘de, iktisatçı-yazar Mahfi Eğilmez ile iklim krizinin ekonomik boyutunu, büyüme anlayışını, karbon fiyatlandırmasını, yeşil dönüşümün maliyetlerini ve gezegenin sınırları içinde sürdürülebilir bir ekonomik düzenin mümkün olup olmadığını değerlendirdik.
Kültürel Miras ve Koruma: Kim İçin? Ne İçin?‘de, Orhan Silier ile Antalya Kent Müzesi projesinin durdurulmasını, Kent Araştırmaları Merkezi’nin Karaalioğlu Parkı’ndaki yerleşkesinden çıkarılmasını ve bu gelişmelerin Antalya’nın kent hafızası ile kültürel mirası açısından ne anlama geldiğini tartıştık.
Ekonomi Politik‘te, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardan medya-yargı ilişkilerine, otokrasilerde siyasal alanın daralmasından varlık barışı ve bütçe tartışmalarına uzanan memleketin yoğun gündemini değerlendirdik.
Dünya Mirası Adalar‘da, Dr. Müge Özdemir ve Zerrin Tırtıl ile bir zamanlar “Şifa Adaları” olarak anılan Adalar’da sağlık hizmetlerinin bugün neden yetersiz kaldığını ele alırken; Heybeliada Sanatoryumu’nun kapanmasının ardından yaşanan sağlık hizmeti sorunlarını, kronik hastaların deneyimlerini ve çözüm önerilerini masaya yatırdık.
Açık Gazete‘de, Zeynep Şölen Yıldız ile üç uzun öyküden oluşan Kimdir O Baktığımız adlı kitabı üzerinden; radyonun yalnızlık, aidiyet ve insan ilişkilerindeki yerini, dinleyici ile yayıncı arasındaki görünmez bağı ve gündelik hayatın içindeki sesini edebiyat ekseninde konuştuk.
Açık Bilinç‘te, göçmen akademisyenlik deneyiminden yola çıkarak yurtdışında yeni bir hayat kurmanın anlamını, geride kalanlarla kurulan bağı ve Türkiye’ye uzaktan katkı sunmanın imkânlarını ele aldık.
Sakat Muhabbet‘te, Sağlamcılığa Karşı Özneler Platformu’nun üyeleri Burak Sarı, Devrim Nesin ve Seda Solaklar ile yeniden bir araya gelerek, sağlamcılığın hak mücadelesindeki yansımalarını, söz hakkının doğrudan öznelere bırakılmasının önemini, nöroçeşitlilik paradigmasını ve anti-sağlamcı mücadelenin imkânlarını irdeledik.
Öte yandan
Açık Gazete ekibinin gündem odaklı önerdiği makale ve analizlerden oluşan okuma önerilerine ulaşmak için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Büyük Ev Ablukada’nın Yedide Üçü
İlk kez bundan 16 yıl önce yollarımızın kesiştiği Büyük Ev Ablukada ile yeniden bir araya gelerek eski Karaköy Külah Fabrikası günlerini yâd ettik ve sonra da Defansif Dizayn’dan şarkılarla bir radyo konseri için kendilerini stüdyoda tek bırakıp dansa geçtik.
Beacon’dan Brooklynite Usulü ‘İnsan Olmanın Bedeli’ ve Kuru Küller
Login'den Christopher Çolak, Brooklyn’in elektronik müziğe en güzel armağanlarından biri olan Beacon’ın yeni albümü How drie a Cinder hakkında bilgi verdi.
Haftanın karikatürü
Açık Gazete'nin köşelerinden Haftanın Karikatürleri'nde, Can Baytak'ın çizimi haftanın karikatürü olarak seçildi.
Haftanın sözü
“Britanya artık iklim değişikliğini durduramaz. Şimdi artık net sıfır salım hedefini çöpe atalım, Akdeniz iklimini ve hayatını kucaklayalım.” — İklim inkârcısı radikal sağcı Sunday Telegraph gazetesinin editörü Allister Heath, gazetesindeki köşe yazısına işte bu başlığı ve altbaşlığı attı. Akdeniz bölgesinin neredeyse tamamının aşırı sıcaklardan kavrulduğu, orman yangınlarının dört bir yanda göklere çıktığı Akdeniz yangın havasını göklere çıkarıp kucaklayan bu yazının başlığı, sosyal medyada iyice alaya alınınca değiştirildi. The Guardian gazetesinin kıdemli iklim yazarı George Monbiot, Allister Heath’ı “seri kundakçı” olarak nitelendirip yazıyı da “ölümü kucaklama çağırısı” olarak adlandırıyor. (The Guardian)









